PROF. DR. YAVUZ ÖZORAN’DAN İLGİNÇ BİR HAYAT HİKAYESİ

Patoloji Dernekler Federasyonu ve Anadolu Patoloji Derneği’nin birlikte düzenlediği 29. Ulusal Patoloji Kongresi Trabzon’da gerçekleşiyor. Kongrenin birinci gününde akşam oturumu öncesi Avrasya Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Özoran’ın ‘’ Bir Hayat Hikayesi’’ konulu konferansı vardı. Özoran konferansında 1951 yılında Amerika’da yattığı John Hopkins Hastanesi’nde kansere bağlı komplikasyonlardan ölen bir zencinin hayatını anlattı. Öldükten sonra hücreleri ile birçok aşı, ilaç üretilen Henrietta Lacks’nın hikayesi katılımcılar tarafından ilgiyle takip edildi.

HENRİETTA LACKS KİMDİR?

Asıl adı Loretta Pleasant olan Henrietta Lacks, 1920 yılında Amerika’nın Roanoke, Virjinya eyaletinde sosyoekonomik durumu düşük bir ailenin kızı olarak dünyaya gelmiştir. Ailedeki on kardeşten biri olan Henrietta, 6. sınıfa kadar okumuş ancak daha sonra okula devam etmemiştir. Henrietta’nın büyükbabası, Henrietta ve kuzeni David Lacks’i birlikte büyütmüştür. Kuzeni David ile Henrietta’nın evleneceği kimse tarafından tahmin edilmezken Henrietta 20 yaşında kuzeni David ile evlenmiş ve beş çocuk annesi olmuştur. Henrietta’nın son doğumu sıkıntılı geçer. Doğum sonrası da kendini bir türlü eski sağlığına kavuşmuş hissetmez. 1951 yılı, artık kölelik resmi olarak kalkmış olsa da hala zenciler ve beyazlar arasındaki ayrımcılığın oldukça yaygın ve derin olduğu, hatta doğal karşılandığı yıllardır. John Hopkins Hastanesi’nin sadece zencilere bakan koğuşuna giden Henrietta’ya yapılan muayene sonrasında rahim ağzı kanseri teşhisi konur. Muayeneyi yapan doktor, Henrietta’nın tümörünün daha önce gördüğü hiç bir tümöre benzemediğini söyler. Doktorlar Henrietta’ya o yıllarda çok popüler olan radyum tedavisi uygulamaya karar verirler. Bu tedaviyi yürüten doktor Henrietta’nın kanserinin patolojik tanısının yapılması için işlemden önce tümörden bir parça alır. Alınan bu biyopsi materyali iki ayrı tüpe konur. Biri laboratuvarda patolojik inceleme yapmak için, diğeri de aynı hastanede çalışan ve laboratuvar ortamındaki uzun süre yaşayan bir insan hücresi kültürü üretmeye çalışan Dr. George Gey’e gönderilir.

HELA HÜCRELERİNİN SIRRI

Henrietta rahiminden başlayıp tüm vücudunu saran kanser ile mücadele ederken, bir yandan Dr. Gey Henrietta’nın hücrelerini ondan habersiz laboratuvardaki kültür ortamında çoğaltmaya çalışmaktadır. Kısa süre sonra Dr. Gey bu hücrelerde sıra dışı bir yan olduğunu keşfeder. Normalde pek çok kanser hücresi laboratuvar ortamında kısa sürede ölürken Henrietta’nın hücreleri adeta ölümsüzdür, şaşırtan bir hızda çoğalmaya devam etmektedirler. Dr. Gey ve asistanı ürettikleri hücre kültürüne Henrietta Lacks’ın isim ve soyadının ilk ikişer harfini kullanarak HeLa ismini verirler. HeLa hücreleri, sahiplerinin çektiği ızdıraptan habersiz laboratuvardaki inkübatörlerde milyonlarca, milyarlarca kez bölünmeye devam ederler. Hücreler bölünürken Henrietta gittikçe daha da hastalanır, en sonunda 4 Ekim 1951’de yattığı John Hopkins Hastanesi’nde kansere bağlı komplikasyonlardan ölür. Ailesi laboratuvarda çılgınca üremeye devam eden HeLa hücrelerinden habersiz, hastaneden Henrietta’nın bedenini alıp defneder ve hayatlarına devam ederler.Bu sırada Dr.George Gey, küçük doku laboratuvarını büyüterek daha büyük bir tesis kurar ve burada haftada 20 bin tüp

hücre üretmeye başlar. Bir yandan da bu hücreleri dünyanın dört bir yanında muhtelif çalışmalar yapmakta olan bilim insanlarına gönderir. Kısa zaman içinde tüm dünyadaki laboratuvarlar HeLa hücresi ile çalışmaya başlarlar.

ÇOCUK FELCİ AŞISI HELA HÜCRELERİ KULLANILARAK YAPILDI

Jonas Salk, 1954 yılında HeLa hücrelerini kullanarak çocuk felci aşısını keşfeder. Hatta bu aşı için gerekli hücre miktarını sağlamak için Tuskagee’de Polio Hücre Üretim Merkezi adıyla HeLa hücresi çoğaltan bir fabrika inşaa edilir. 1955 yılında HeLa hücreleri ilk defa klonlanan insan hücresi unvanını alırlar. Muhtelif laboratuarlar da enfeksiyon hastalıklarından, radyasyonun ve muhtelif toksik maddelerin insan hücrelerine olan etkisine, kanser tedavisinde genom haritası çıkarmaya kadar pek çok çalışmada kullanılırlar. Herpes virüsünden lösemiye, hemofili hastalığından parkinsona dek pek çok hastalığa yönelik ilaç, HeLa hücreleri kullanılarak geliştirilir.

UZAYA ÇIKAN İLK İNSAN HÜCRELERİ HELA HÜCRELERİDİR

1960’larda uzay çağı ile HeLa hücreleri uzaya çıkan ilk insan hücreleri olur. Hem Ruslar, hem Amerikalılar uzaya astronotlardan önce HeLa hücrelerini gönderip dönen hücrelerde uzay ortamının insan hücrelerine olan etkisini incelerler. Henrietta’nın bilime yaptığı bu muazzam katkıya rağmen ailesinin çok uzun bir süre bu durumdan haberi olmaz. Ta ki Henrietta’nın ölümünün üzerinden neredeyse çeyrek asır geçene dek.1975 yılında Rolling Stones dergisinde HeLa hücrelerini anlatan bir makale çıkar ve aile üyelerinden biri katıldığı partide bu makale hakkındaki bir sohbete tesadüfen kulak misafiri olur. Fakir oldukları için çoğu zaman doktora bile gidecek parayı bulamayan ve belki de Henrietta’nın hücreleri kullanılarak geliştirilmiş pek çok ilacı maddi gücü yetmediği için alamayan Lacks ailesi ancak bu yolla, 25 yıl önce ölen Henrietta’nın tıbba yaptığı müthiş katkıyı öğrenir. Bilim insanları bu güne dek HeLa hücrelerini kullanarak 60 binden fazla bilimsel çalışma yapmış, 11 binden fazla patent almış durumdalar.Henrietta’nın hüzünlü, bir o kadar da ilginç öyküsü hasta hakları ve biyoetik konusunda hepimizin üzerinde durup düşünmesi gereken pek çok tartışmaya sebep olmuş durumda.

Ölümünden 60 yıl sonra, 2011 yılında Baltimore’da bulunan Morgan State Üniversitesi tarafından fahri doktora ünvanı alan Henrietta Lacks mezarı Virginia’da bulunuyor.