2016-12-14-photo-00000001Üniversitemiz Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersan Bocutoğlu, Marmara Üniversitesi ile BİLGESAM Stratejik Araştırmalar Merkezinin birlikte 12-13 Aralık 2016 tarihlerinde İstanbul’da düzenlediği, “The 5th Blue Black Sea International Congress” adlı bilimsel toplantıya Avrasya Üniversitesi adına katıldı. Toplantının ilk günündeki 3. Oturumda yer alan “Regionalism in Black Sea” başlıklı oturumu yönetti ve aynı oturumda “ An EconomicCooperation Model AmongTranscontinentalStates in the Black SeaBasin: A Proposal” adlı bildiriyi sundu. Bildirinin Türkçe özeti şöyledir:

Karadeniz Havzasında Kıtalararası Devletler Arasında

Bir Ekonomik İşbirliği Modeli Önerisi

90’lı yılların başında Sovyetler Birliğinin dağılmasıyla birlikte, daha önce kapalı konumdaki Geniş Karadeniz Havzasında milletlerarası seviyede iktisadi işbirliği fırsatları ortaya çıktı. Özellikle enerji iletim hatları bakımından önem arz eden jeostratejik konumu nedeniyle havza, kısa zamanda çıkarları birbiriyle çatışan farklı küresel güç merkezlerinin rekabet alanına dönüştü. Başlangıçta Karadeniz havzasında AB ile ABD ortak hareket ettiler. Bir taraftan AB, Doğu Avrupa ülkelerini birliğe katarak coğrafi sınırlarını Karadeniz’e doğru genişletip, kendine özgü bir Karadeniz politikası oluşturmaya çalışırken, öte yandan ABD genişleyen AB coğrafyası üzerinde NATO aracılığıyla konumunu güçlendirmeyi hedef aldı. Bu gelişmelerin, soğuk savaş döneminin öteki kutup ülkesi olan Rusya Federasyonunun havzadaki çıkarlarına tehdit oluşturduğu açıktı. Rusya, Türkiye’nin Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (KEİB) önerisini bu zayıf döneminde kabullendi. AB-ABD-NATO bakımından KEİB her ne kadar demokrasi, küreselleşme ve piyasa ekonomisi prensipleri üzerinden Karadeniz havzasının yeniden yapılandırılması anlamına geliyor ise de, Rusya Federasyonu bakımından kendi egemenlik alanına müdahale olarak algılandı. Bu nedenle Rusya, zayıf olduğu dönemde, havzadaki Dağlık Karabağ, Abhazya ve Transdinyester meselelerini kullanarak, gücünü topladığı dönemde de, Ukrayna ve Suriye gerilimi üzerinden KEİB’in kurumsal kapasite geliştirmesini engelledi. Bu engelleme aynı zamanda Geniş Karadeniz Havzasındaki iktisadi işbirliği çabalarının sonu demekti. KEİB tecrübesinin başarısız olma sebeplerini ayrıntılı olarak değerlendirdikten sonra, bu bildirinin geliştirdiği hipotezi şudur: Geniş Karadeniz Havzasında gerçekçi, kalıcı ve işleyebilir bir iktisadi işbirliğinin tesisi için, üçtranskontinental devletin, yani Türkiye, Rusya Federasyonu ve Kazakistan’ın öncelikle kendi aralarında bir iktisadi işbirliği modeli oluşturması gerekir. Bu üçtranskontinentaldevletin “tamamlayıcı ekonomilere” sahip olması, modeli gerçekçi kılan en önemli argümandır. Bölgede çıkarı olan diğer güç merkezleri bu model çerçevesinde iktisadi işbirliği sürecine eklemlenebilir. Transkontinental Devletlerarası İktisadi İşbirliği Modelinde, Türkiye, Rusya Federasyonu ve Kazakistan’ın uluslararası taahhütlerinden vazgeçmeleri bir sine quanon değildir. Burada gerekli olan Türkiye’nin ABD-AB-NATO’nun çıkarları adına değil kendi çıkarları adına, Rusya Federasyonu ve Kazakistan’ın da üyesi olduğu milletlerarası teşkilatların çıkarları adına değil kendi çıkarları adına iktisadi işbirliği sürecine katılmasıdır. Bildiri, milletlerarası ekonomi-politiğin sınırlamalarını dikkate alarak, bu hipotezi kanıtlamaya çalışmaktadır.